istanbul
istanbul sizce ne demek, istanbul size neyi çağrıştırıyor? tıklayın paylaşın

Doruk

hanci
200305144130243

yukari

bir başka olur İstanbulda yaşamak

( Bakiniz:aşk)

hanci
200305155012644

yukari

fetih hadisinin isnadi

Bisr el-Ganevî -radiyallâhu anh-'den nakledildigine göre o, Nebî -sallâllâhu aleyhi ve sellem-'i söyle buyururken dinlemistir:

"Istanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden kumandan ne güzel kumandan; o ordu ne güzel ordudur!..\"1

Uzunca bir süreden beri, her mayis ayi geldiginde, FETIH HADISI'ne yönelik bir ilgi yogunlugu olusmakta, hadisin sahîh olup olmadigi sorulmaktadir. Türkçemizde de bir makaleden2 baska hadis ile ilgili herhangi bir müstakil degerlendirme bulunmamaktadir.

[Ayrica 2002 yilinda Dr. Necdet Yilmaz tarafindan Imamzâde Mehmed Es'ad Efendi, Degeri ve Tesiri açisindan Fetih Hadîsi ve Feth-i Kostantîniyye, (Istanbul 2002) adli bir eser yayinlanmistir.]

Bu yazimizda, -Istanbul'un fethiyle ilgili bütün hadislerin topluca tetkikini bir baska akademik çalismaya birakarak- "feth-i mübîni zâmin o tebsîr"i incelemeyi uygun bulduk.

Kaynaklari Istanbul'un fethini, hemen hemen sekiz buçuk asir öncesinden, herhangi bir tereddüde yer birakmayacak kesinlikte bir uslûb ile haber veren hadisimiz, Kütüb-i Sitte döneminde hatta öncesinde tasnif edilmis kaynaklarda yer almaktadir. Ahmed b. Hanbel (v. 241/855)'in Müsned'i ve bizzat Buhârî (v. 256/870)'nin et-Târihu'l-Kebîr ve et-Târihu's-Sagîr'i, Ibn Ebî Hayseme (v. 279/892)'nin Kitâbu't-Târih'i, Bezzâr (v. 292/905)'in Müsned'i hadisimizin tasnif dönemine ait kaynaklari olmaktadir.

Daha sonraki dönemde Taberânî'nin el-Mu'cemu'l-Kebîr'i, Ibn Kaani (v. 351/962)'nin Mu'cemu's-Sahâbe'si, Hâkim (v. 405/1014)'in Müstedrek'i hadisimiz için önemli kaynaklardir. Hatîb Bagdâdî (v. 911/1505)'nin et-Telhîs (I, 283)'inden Suyûtî (v. 911/ 1505)'nin el-Câmiu's-Sagîr'ine kadar muahhar dönem eserleri de hadisimize yer vermektedirler.

Öte yandan, el-Istiâb, Üsdu'l-Gabe ve el-Isâbe gibi sahâbe biyografileri ile ilgili kaynaklarda da Bisr el-Ganevî maddesinde hadisimiz zikredilmektedir. Hadisin sihhati Kisaca Kütüb-i Sitte diye anilan alti hadis kitabinda (Buhârî, Müslim, Tirmizî, Ebû Davud, Nesâî, Ibn Mâce) bulunmamasi dolayisiyla hadisimizin sahih olmadigi sanilmamalidir.

Zira usul açisindan Allâme Kasim b. Kutluboga'nin isabetle belirttigi gibi "Bir hadisin sihhati, hangi kitapta bulunduguna bakilarak degil, onu nakleden kisilerin hâline bakilarak tayin ve tesbit edilir."3

Hadisimizin bütün kaynaklardaki senedi hemen hemen aynidir. Seneddeki ricâlin ayri ayri tetkîkinden çikan sonuç, senedin muttasil oldugudur.

Binaenaleyh hadisimizin hakkinda Hâkim, "isnâd-i sahîh" derken meshur ricâl âlimi Zehebî, Hâkim'in kanaatina istirak ile hadisin "sahîh" oldugunu belirtmektedir. Ayrica suna da isaret edelim ki, Istanbul'un fethedilecegini haber veren daha birçok hadis bulunmakta ve bunlarin bir kismi da Kütüb-i Sitte'de yer almaktadir.4

Su gerçek hiçbir zaman unutulmamalidir; bir hadisin Kütüb-i Sitte'de bulunmamasi onun sahih olmadigi anlamina gelmez. Kütüb-i Sitte disindaki kaynaklarda da bir çok sahih hadis bulunmaktadir. Iste hadisimiz de onlardan biridir. "Hadis diye uydurulmus sözler" ile ilgili kitap yazmis ulemâdan hiç kimsenin, hadisimiz için "uydurma" iddiasinda bulunmamis olmasina ragmen, kendisini Ebû Hanife ve Sâfiî'den daha âlim gören5, anlayis olarak da müstesrik ve siîlere çok daha yakin bulunan Mahmud Ebû Reyye, "Bu hadisin Yezid b. Muaviye için uydurulmus olmasi muhtemeldir, zira Kostantiniyye savasinda bulunan ordunun komutani oydu"6 diye bir iddia ortaya atmaktadir. Böylece de ne kadar indî, gayr-i ciddî ve tarafgir bir yaklasima sahip oldugunu sergilemektedir. Zîrâ hadisteki tebsîr, Kostantiniyyeyi kusatan degil, fetheden komutan ve ordu içindir. Bu yaklasimi, Ebû Reyye'nin diger görüslerinde de ne kadar keyfî olabilecegini görtermektedir.

Hadisleri degerlendirmede çok rahat hareket eden arastirmaci Nâsiruddin el-Albânî de, hadisimizin râvilerinden Abdullah b. Bisr el-Ganevî hakkindaki Ibn-i Hibbân'in müsbet görüsünün kendisini tatmin etmedigi gerekçesiyle, "bana göre hadis sahih degildir" demekte ve "zayif" olduguna isâret etmektedir.7

Böyle bir gerekçeye dayali kisisel kanaatin, dikkate alinacak bir tarafinin bulunmadigi da ortadadir.

(Hadislerle Gerçekler, c. 2; s. 251-254) 1. Ahmed bin Hanbel, IV, 335; Buhârî, et-Tarihu'l-Kebîr, I (ikinci kisim), 81; et-Târihu's-Sagîr, I, 341; Taberânî, el-Mu'cemu'l-Kebîr, II, 24; Hâkim, Müstedrek IV, 422; Heysemî, Mecmeu'z-Zevâid, VI, 219 2. Bk. Ali Yardim, "Fetih Hadisi Üzerinde Bir Arastirma", Diyanet dergisi XIII, 2. syf, 116-123, Ankara, ts. 3. Kasimî, Kavâid, s. 82. 4. Bk. Buhârî, cihad, 93, 157; Ebû Dâvûd, cihad, 22; fiten, 6; melâhim, 3-4; Tirmizî, fiten, 5; Ibn Mace, cihad, 11; fiten, 35; Dârimî, Mukaddime, 43. 5. Bk. S. Murtaza er-Razavî, Me'a ricâli'l-fikr fi'l-Kâhire. S. 292. 6. Bk. Muhammedî Sünnetin Aydinlatilmasi, s.145. 7. Bk. Silsiletu'l-ehâdisi'z-zâife, II, 268-269.

Prof. Dr. i.Lütfi Çakan


( Bakiniz:istanbul, Sahabe, Buhârî, tirmizî, ebu davud süleyman, hadis-i şerif, kütüb-i sitte, din, allâhü teâlâ, nil, dil, inci, isim, cihâd, sünnet, nebî, ankara, ahmed bin hanbel, ebu hanife)

ebruli
200305306051446

yukari

Önce gönüller düstü!

Günes bir baska batar bu sehirde… Bir neyzenin dudaklarinda eriyen hâlis bir neyin perdeleri daglar yarali yürekleri her gurup vaktinde! Bu sehir, hüzzam bir sarkidir sevdali dudaklardaki adini tarih koymustur:

"Aziz Istanbul!.."

Tarihe yön veren, Leylâ ile Mecnûn misali destânî bir askin hikâyesidir bu:

Istanbul ve Fâtih!...

***

Istanbul 'Fâtih'ini bekliyordu, tarih 'Fâtih'ini bekliyordu ve hatta Bizans bile 'Fâtih'ini bekliyordu. "Yapamazsin" diyorlardi yalnizca akilli olanlar… Oysa fetih akli asan yüreklere müjdelenmisti. Bizans'in surlarini titreten bir sükût vardi sultanin gözlerinde… Sevdasi yüreginde, alni secdedeydi müjdeli kumandanin. Göz yasindan toplar döküldü mübarek seherlerde…

Zincirlere vurulmustu Istanbul… Bir korku dolandi yüreklere. Ya bitmezse yine bu seb-i yeldâ? Bizans bile korkuyordu; günes gibi bir sultan siziyordu çatlaklarindan surlarin, ya bu günes de batarsa kim kurtaracakti Bizans'i kendi karanligindan… Akil durmustu… Alemler susmustu. Tarih o müjdeli kumandanin dehasini bekliyordu. Bugulu gözlerini o sevdali sehrin ufkuna dikti sultan, sükûn yüklü bir tebessümün gerdigi dudaklarinda yine ayni cümle:

"Ya Istanbul beni, ya ben Istanbul'u…"

O gece bir sehrâyin geçti sehrin gögsünden. Sultan, "yapamaz" diyenlerin alik bakislari arasinda Istanbul'un tam yüregine indirdi gemilerini… Zaman bile dondu kaldi. Diller tutuldu… Gemiler karadan yürüyordu, tarih beklenen müjdeye kosuyordu; Istanbul mutlak fetholunacakti… Müjdeli kumandanin müjdeli erleri tekbir sesleriyle titrettiler cografyayi… Yeni bir sabaha uyaniyordu dünya zira kutlu bir dogumla dogmustu Yeni Çag!..

29 Mayis 1453… Asirlar süren bir hasretin vuslat günü oldu. O gün tarihin yaldizli sayfalarina bir not düstü Fâtih:

"Fetih muhabbetle baslar!.."

***

Bilinen siyasi ve askeri sebeplerinin ötesinde hâlis bir askin mahsûlüdür Istanbul'un fethi. Insanlik tarihi boyunca dünya sahnesinden pek çok muzaffer komutan geçmistir. Ne var ki Fâtih Sultan Mehmet'ten baska hiç biri zaptettigi ülkenin halki tarafindan çiçeklerle karsilanmamistir. Iste bu fark Sultan Mehmet'e "Fâtih" ünvanini vermistir. Fâtih'in gönlündeki merhamet ve sevgi öyle yogundur ki Bizans halkinin kalbindeki surlari yikmis, onlari hiç görmedikleri bir sultani sevmeye yöneltmistir. Iste bu yüzden "Istanbul ve Fâtih" tarihin akisi içinde müsahhas bir sevda hikayesi olarak yerini alir!

Masukuna kavusmus bir âsik edâsiyla Istanbul'un kucaginda yatan Fâtih'in ruhu, asirlar öncesinden günümüzün hodgâm iklimine sevdali bir bâd-i sabâ gibi esmekte bugün, Istanbul semalarinda çinlayan ve gönülleri irsad eden essiz bir nidâdir Fâtih Camii'inden yükselen ezan sesleri:

"Aslolan gönüllerin fethidir!.."

Yazik ki bizler talan edilmis yüreklerimizle bu fetih ikliminden çok ötelere düsmüsüz bu gün. Bu yüzden Istanbul küskün bize. Çünkü nice ashaneler assiz, sifahaneler sifasiz kaldi, vakfiyeler talan edildi, garipler kimsesiz birakildi. Bu yüzden küskün bize Istanbul. Bu yüzden bir baska batiyor bu sehirde günes… Fâtih'e kucagini açan bu sevdali sehir, bir canavar olup üzerimize yürüyor kimi zaman, adini da "metropol" koyuyor yirmi birinci yüz yil… Istanbul Fâtih'i özlüyor, zaman Fâtih'i özlüyor. Mazlum dünya Fâtih'i özlüyor, gönülden serpilen çiçeklerle karsilanacak yeni bir Fâtih bekliyor.

Kendimizi kucaklayan kollarimizi çözüp, gülen gözlerle uzatsak ellerimizi insanlara, çiçeklerle karsilanan Fâtih gibi gönül tahtlarinda agirlanacagiz bizler de. O vakit, müjdeli bir sabaha uyanacak yine bu sehir… "Metropol" degil "Aziz Istanbul" olacak adi, eskisi gibi… Her gönül bir Istanbul olacak, her gönül bir Fâtih… Kirik bir gönülle dökülen iki damla göz yasi… Istemesini bilen bir yürek… Ve dudaklarimizda Fâtih'ten ögrendigimiz bir misra:

"Fetih muhabbetle baslar!.."

O vakit gönüller düsecek tek tek… Gözlerde sevgi sancaklari dalgalanacak ve biz, "bizi" fethedecegiz yeniden. Öyle muhtaciz ki simdi bu fetihe… Zalim Bizans tekfurlari gibi ruhumuza zulmediyor çag… Gönüller zincirlere vurulmus; Fâtih'ini bekleyen Istanbul gibi her biri…

Dem bu dem dostlar; müjdeli sabahlara uyanmak adina en azindan bir gönlün fethi için gemiler yürüsün simdi tas yüreklerin üzerine, göz yasindan toplar dökülsün seherlerde yine… Yarinlar, ellerinde çiçeklerle bekliyor zamanin Fâtih'lerini…

Muharrem Samanli


( Bakiniz:istanbul, uçak, pan-islâmizm, dünya, din, sevgi, insan, dil, inci, secde, gül)

ebruli
200305306052030

yukari

Google
 
Web ihya.org
CepAlem Gazeteler E-Kart E-Kitap Saglik Şiirler Sözlük
Kuran Meali Hadis Namaz Vakitleri Ingilizce Samil Fıkıh Fetva Rüya Tabiri
Kamus Hikayeler Forum Dini Terimler Haberler Oyun Resimler Ilahiler
Terimler isimler Sosyal Kavram Hadis Sözlügü imsakiye
Üniversite taban puanları ilmihal Rehber