ihya.org

şefaat

Makam-ı Mahmud hakkındaki açıklamayı Makam Mahmud konusundan bakabilirsiniz.

Bakınız: (makam-ı mahmud, acı)

[QUOTE= HANCI ] ahirette günahkar müminlerin affedilmesi, günahı olmayanların daha yüksek derecelere erişmeleri için peygamberlerin, Allah'a yalvarmaları, dua etmeleri ve günahlarının bağışlanmasını istemelerini demektir.[/QUOTE]

Siz burada şefaatta peygamberin hiç bir fonksiyonu olmıyacagini, sadece onların bir aracı görevi yapacakları zikretmektesiniz.

Ahiretteki şefaatı, en güzel örnek dünyada peygamberin misyonlari ile değerlendirebiliriz.

Âl-i İmrân 164 - [B]Andolsun ki Allah, müminlere kendilerinden, onlara kendi âyetlerini okuyan, onları arındıran ve onlara kitab ve hikmeti öğreten bir Peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur. [U]Oysa onlar, daha önce apaçık bir sapıklık içindeydiler[/U].[/B]

El-bakara 151 - [B]Nitekim içinizden size bir peygamber gönderdik. [U]O size âyetlerimizi okuyor, sizi temizliyor, size kitabı ve hikmeti öğretiyor.[/U] Size bilmediğiniz şeyleri öğretiyor.[/B]

Burada gerçek ögretici olan Allahtır. Allahu teala ilmi ve kitabı peygamberine vermiştir. Peygamberler ise verilen bu ilim ile ümmetini ögretmektedir. Ancak Allahu tealaya kime ne kadar ögreteceksin diye bir sınır hudud vermemiş bilakis ögrenmek isteyenler kapesiteleri kadarı ile ögrenmişlerdir. Peygamberilerin ilmi ve gayretleri ise onlarin ilmini dahada ziyade olmasina sebeb olmuştur.

El-isrâ 107 - [B]Ey Muhammed! De ki: İster ona (Kur'ân'a) inanın, ister inanmayın; [U]o daha önce kendilerine ilim verilenlere okunduğunda onlar,[/U] yüzleri üstü secdeye kapanırlar.[/B]

Nitekim burada daha önce kendilerine verilen ilim onlara yattığı yerden değil bilakis çalışmaları ve gayretleri sonucu mükaffat olarak verilmiştir.

Âl-i İmrân 32 - [B][U]De ki, Allah'a ve Peygamber'e itaat edin![/U] Eğer aksine giderlerse, şüphe yok ki Allah kâfirleri sevmez.[/B]

Âl-i İmrân 132 - [COLOR=red][B]Allah ve Peygambere itaat edin ki, [U]size de merhamet edilsin[/U].[/B][/COLOR]

Yukarda ilimle kıyas ettiğimiz şefaat, müminler nasıl ilimdeki ögrenme gayretleri sonucu onlara peygamberi vasitasi ile ilim veriyorsa, aynı şekilde itaatta ve Allah'a kullukta azim ve gayret gösteren müminlerin hata ve günahlarına karşın itaat edilen rasulünün niyazı duası vasıtası ile affu mağfiret edecektir.

Şunu unutmayalım ki Peygamberler ümmetininin öğrenme gayretinden daha cok ögretmek ve onları temizlemek için mücadele etmişlerdir. Onlar ahirette de kendilerine ve rablerine itaat eden ümmetleri için Rablerine yalvaracak ve dua edeceklerdir. Nisa suresi 13 ayetinde de altlarından ırmaklar akan cennetlerin şartlarindan peygambere de itaat var. Bu itaatin mükaffatı olarak Allahu teala peygamberine yetki vermiyeceksekse neden aşağıdaki ayette peygamberden zikretmekte?

En-nisâ 13 - [B]İşte bütün bu hükümler, Allah'ın koyduğu hükümler ve çizdiği sınırlardır. [U]Kim Allah'a ve Peygamberine itâat ederse Allah onu altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar.[/U] Onlar, orada ebedî olarak kalacaklardır. İşte büyük kurtuluş budur.[/B]

[AR=hayran2] hÔFÑÔ¿ÔE ®JÖkÕ?Ð ?Ö¥ÖÇFÔ¿ÔE FÔ?ÐcÔ DÕdÐ ÂÔcÔÈÐKÔ¿ÔE ÆÔÂÔHÐ ¤Ô¿ÔE ºÕÀÐ ¤ÔcÖ¾Ð¡Ô hÔXлÔO× DÕ¾ÑÔ¡Ô DÔ¾ÐLÔ D¤ÐÇÔÂÑÔEIÖ[/AR]

Âl-i İmrân 194 - [I][B]"Rabbimiz! bize peygamberlerine vaad ettiğini ver, [U]kıyamet günü bizi rezil etme.[/U] Muhakkak sen verdiğin sözden dönmezsin".[/B][/I]

__________________
[I]Not: Eğer Arapça metini göremiyorsanız hayran2 konusunu okuyunuz. [/I]

Bakınız: (süt, peygamber, cennet, dünya, din, allâhü teâlâ, vasıta, dil, ırmak, şefaat, ecel, secde, rasûl, hancı, arapça metin, hayran2, acı)

[quote title=HANCII kullanıcısı, Cum, 06 Haziran 2003 06:39 tarihinde yazmıştı:]Merhaba kadir ünal

yukardaki makaleni siteme ekledim. Sizin için bir mahsuru yok değil mi

[url=http://ihya.yakup.info/kamus/kamus.asp?an=150]şefaat[/url]

Selam ve dua ile[/quote]

SEVGİLİ HANCI

benim yazımı alıntılamanda hiç bir sakınca yok ama bu yazının altına senin getirdiğin izahat yazının anlatmaya çalıştığı öze uymuyor. bu konuda uyarmak istedim.
aslında şefaat ile ilgili alıntıladığım yazı linkini verdiğim bir yazının bir parçasıydı. yazının tamamını zincire tekrar asıyorum.

gelelim senin yazının eleştirdiğim kısmına...

[QUOTE]Sözlükte bir başkasını desteklemek üzere ona katılmak, yardımcı olmak ve aracılık yapmak gibi manalara gelen şefaat, ıstılahta, ahirette günahkar müminlerin affedilmesi, günahı olmayanların daha yüksek derecelere erişmeleri için peygamberlerin, Allah'a yalvarmaları, dua etmeleri ve günahlarının bağışlanmasını istemelerini demektir. [/QUOTE]

sözlük manası doğru da ıstılah manası olarak yapılan açıklama doğru değil.

doğru olmadığını/ kuranın ıstılahına uymadığını bir ayet ve bir hadis ile izah edeyim.

4/85 Kim güzel bir şefaatle(hayır ve iyiliklere aracı,vasıtaolmakla)şefaat ederse ondan ona bir pay vardır. Kim kötü bir şefaatle (kötülüğe delil olmak ve yardım etmekle veya kötülük çığrını açmakla) şefaatte bulunursa ondan da ona bir pay vardır. Allah, her şeyin karşılığını verir.

kuranın istılahında şefaat aracı olmak, yardım etmek, destek olmak,şahitlik etmek manasında kullanılıyor. yani peygamberin isteğiyle allahın kullarını affetmesi değil allahın isteğiyle peygamberlerin hakkeden kullara yardım etmesi sözkonusu.

yine bu şefaat anlayışını destekleyen bir hadis

[COLOR=blue]- Ya Resulallah! Beni senin sefaatina mazhar olanlardan yapmasi icin ve beni cennette sana arkadas olmakla riziklandirmasi (bahtiyar etmesi) icin Allah a dua et diye istirhamda bulununca Allah Resulu;

'Cok secde ederek bana yardimci ol' buyuruyor [/COLOR]

peygamberin şefaat etmesi kendi insiyatifinde değil. ancak allah peygamberi görevlendirecek peygamber de şefaat edecek. bunun içindir ki sahabe şefaate mashar olmayı peygamberden değil allahtan istiyor, peygamberden istediği dünyadayken ona dua etmesi. peygamber de ben dua ederim ama sen asıl kendi dasvranışlarınla yani çok secde ederek şefaati hakkedebilirsin diyerek açıklama getiriyor.

yani şefaat ahirette peygamberlerin birilerinin affedilmesinde aracılık etmesi değildir. aksine peygamberler ve melekler allahın görevlendirmesiyle ödüllerin verilmesinde aracı olacaklardır.

[QUOTE]Hz. Peygamber'in bir de genel ve kapsamlı bir şefaati olacaktır. Mahşerde bütün insanlar heyecan ve ıstırap içinde bulundukları bir sırada bunların hesaplarının bir an önce görülmesi için Hz. Peygamber'den şefaat dileyecektir. Buna ?şefaat-i uzma? (büyük şefaat) adı verilir. Hz. Peygamber'in bu anlamdaki şefaat yetkisi Kur'an'da ?Makam-ı Mahmud? (övülen makam) adıyla anılır. [/QUOTE]

övülen makamın şefaat yetkisiyle ilintisi sadece bir varsayımdır. bu verdiğin bilgiler benim kuran merkezli şefaat anlayışıyla bağlantı kuramadığım sipekülatif bilgilerdir.

Bakınız: (ihya, süt, peygamber, Sahabe, cennet, dünya, din, melek, aşk, allâhü teâlâ, hadis-i şerif, insan, vasıta, dil, inci, kur`ân-ı kerim, şefaat, ecel, secde, rasûl, hancı, peygamber efendimiz (s.a.v), resûlu`llah, makam-ı mahmud, acı, gül, ya resulallah, asp)

AYETLERLE ŞEFAAT

2/123 Kimsenin kimse namına bir şey ödemeyeceği, hiç kimseden fidye alınmayacağı, kimseye şefaatın yarar sağlamayacağı ve onların yardım görmeyeceği günden korunun.

2/254 Ey inananlar! Alışverişin, dostluğun, şefaatın olmayacağı günün gelmesinden önce sizi rızıklandırdığımızdan hayra sarfedin. İnkar edenler ancak yazık edenlerdir.

Ayetlerde hiçbir şefaatin olmayacağı günden bahsediliyor ama bunun bir istisnası var. Aşağıdaki ayetlerden anlıyoruz ki bu allahın şefaatinin dışında hiçbir şefaatin fayda vermemesi söz konusu.

6/51 Rablerinin huzurunda haşredileceklerinden korkanları, o vahiy ile uyar ki korunabilsinler. Onların O'ndan başka ne bir dostu vardır ne de şefaatçısı!

6/70 Dinleri oyun ve eğlence haline getirmiş, dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak da o Kur'an ile şunu hatırlat: Bir kişi, kendi elinin üretip kazandığına teslim edilirse onun, Allah dışında ne bir dostu kalır ne de bir şefaatçısı. Her türlü fidyeyi verse de ondan kabul edilmez. İşte bunlar, kazandıklarına teslim edilmişlerdir. Nankörlük ettiklerinden ötürü onlar için kaynar sudan bir içki ve korkunç bir azap vardır.

32/4 ALLAH gökleri, yeri ve aralarındakileri altı günde yaratan ve sonra tüm otoriteyi kurandır. Sizin için O'ndan ayrı bir veli ve şefaatçı (aracı) yoktur. Öğütten anlamaz mısınız?

Hadi allahın istisna tutulmasını anladık peki aşağıdaki ayetlerde allahın dilediğinden başkası sınırlamasıyla başka istisnalar da mı getiriliyor?

2/255 Allah, O'ndan başka tanrı olmayan, kendisini uyuklama ve uyku tutmayan, diri, her an yaratıklarını gözetip durandır. Göklerde olan ve yerde olan ancak O'nundur. O'nun izni olmadan katında şefaat edecek kimdir? Onların işlediklerini ve işleyeceklerini bilir, dilediğinden başka ilminden hiçbir şeyi kavrayamazlar. Hükümranlığı gökleri ve yeri kaplamıştır, onların gözetilmesi O'na ağır gelmez. O yücedir, büyüktür.

10/3 Gökleri ve yeri altı günde yaratan ve sonra tüm otoriteyi kuran Rabbiniz (sahibiniz) ALLAH'tır. Her işi yönetir. İzni olmadan hiç kimse aracılık (şefaat) edemez. Rabbiniz ALLAH budur, O'na kulluk edin. Öğüt almaz mısınız?

19/87 Rahman'ın yanında söz almış olanlardan başkası şefaat edemez.

43/86 O'nun bersinden yakardıkları, şefaate sahip olamaz! Hakka tanık olanlar müstesna! Onlar, ilimden nasiplenmekteler...

hayır allahtan başka hiçbir şefaatçinin olmayacağını söyleyen Allah başka şefaatçilerin varlığından sözediyor olamaz. Burada yanlış anlaşılan bir şey olmalı.

Elbette Allah bu ayetlerde kendi insiyatifleriyle şefaat edecek kimselerden bahsetmiyor. Allahın dilediği yani dünyadayken şefaati hakketmiş olan kişilere yine allahın dilediği kimseler vasıtası ile şefaat etmesinden bahsediliyor olmalı. Allahın izniyle şefaat eden bu kişiler aslında kendi şefaat yetkilerini değil allahın emrini yerine getirdikleri için allahın dışında kimse şefaat etmiş olmuyor.

Kadir Ünal

Bakınız: (süt, uyku, ırak, dünya, din, aşk, allâhü teâlâ, vasıta, dil, kur`ân-ı kerim, şefaat, rızık, kazâ, acı)

Sözlükte bir başkasını desteklemek üzere ona katılmak, yardımcı olmak ve aracılık yapmak gibi manalara gelen şefaat, ıstılahta, ahirette günahkar müminlerin affedilmesi, günahı olmayanların daha yüksek derecelere erişmeleri için peygamberlerin, Allah'a yalvarmaları, dua etmeleri ve günahlarının bağışlanmasını istemelerini demektir. Allah'ın izni olmadan bir kimsenin şefaat etmesi veya Allah'ın razı olmadığı birine şefaatte bulunması mümkün değildir. ?O'nun izni olmaksızın hiç kimse şefaatçi olamaz? (Yunus 10/3), ?Onlar Allah'ın razı olduğu kimselerden başkasına şefaatçi olmazlar? (Enbiya 21/28). Kafir, müşrik ve münafıklar için şefaat söz konusu değildir. ?Artık şefaatçilerin şefaati onlara fayda vermez.? (Müddessir, 74/48; En'an 6/51) Hz. Peygamber bir hadislerinde ümmetinin günahkârlarına şefaat edeceğini haber vermiştir (Tirmizî, Kıyamet 11, İbni Mace, Zühd, 37).

Hz. Peygamber'in bir de genel ve kapsamlı bir şefaati olacaktır. Mahşerde bütün insanlar heyecan ve ıstırap içinde bulundukları bir sırada bunların hesaplarının bir an önce görülmesi için Hz. Peygamber'den şefaat dileyecektir. Buna ?şefaat-i uzma? (büyük şefaat) adı verilir. Hz. Peygamber'in bu anlamdaki şefaat yetkisi Kur'an'da ?Makam-ı Mahmud? (övülen makam) adıyla anılır.

Bakınız: (peygamber, tirmizî, din, aşk, allâhü teâlâ, hadis-i şerif, insan, dil, şefaat, ecel, zühd, peygamber efendimiz (s.a.v), makam-ı mahmud, acı)

Top